Javascript Menu by Deluxe-Menu.com
 
UYGULAMALAR SELÜLİT
 

SELLÜLİT
  
Sellülit yada bir diğer adı ile lipodistrofi(yağ dokusu şekil bozukluğu), dolaşım sistemimizin mikrosirkulatuar ünite dediğimiz;arteriol(çok küçük atardamar), venül(çok küçük toplardamar), arterio-venöz anastomozlar (atardamardan toplardamara geçiş noktaları),? ve ß reseptörler (Otonom sinir sistemimize ait algılayıcılar),kapiller sistem (çok küçük damar ağı), mekanoreseptörler ( doku içi basınç algılayıcıları) ve lenf damarları olmak üzere toplam yedi farklı yapıdan oluşan en küçük biriminde  meydana gelen işleyiş bozukluğundan kaynaklanan ve beden estetiğimizi,silüetimizi olumsuz yönde etkileyen , cilt üzerinde portakal kabuğu görünümündeki kabarık veya çökük olabilen şekil bozukluklarına verilen addır.Kısaca özetlersek selülit mikrosirkülasyonun bozulması ile başlayan bir dizi hadise ve sonucunda ortaya çıkan kan ve lenf dolaşımı yavaşlamasından hatta durmasından kaynaklanmaktadır.Yani selülitde asıl hadise mikrosirkülasyonun bozulmasıdır.Dolayısıyla tedavisinde de amaç mikrosirkülasyonu artırmak olmalıdır.
 
Mikrosirkülasyonun bozulması ile birlikte aynı ünitede yer alan ve daha çok yağların taşınma yolu olan lenf dolaşımıda yavaşlar ,böylece artık metabolitler ve yağlar atılamayarak dokulararası mesafede birikmeye başlar.Genel dolaşıma katılamayan serbest yağ asitleri ve protein öncü maddesi olan aminoasitler yağ olarak depo edilmeye başlanır. Doku içinde yağlar ve sıvı birikimi ile gittikçe artan doku içi basıncı mekanoreseptörler denen basınç algılayıcılarını etkileyerek  mevcut vazokonstriksiyonun(Reflex damar daralması) daha da artmasına vazokonstriksiyonun artmasıda reflex olarak lipogenez dediğimiz yağ depolanmasının uyarılmasına sebep olur.Bu şekilde birbirini artırarak ilerleyen bozuluk selülliti gittikçe artıran positif feed back etkisi ile sonuçlanır.Eğer bu bozukluk tedavi edilmez ve uzun yıllar böyle devam edecek olursa olaya bağ dokusu ve fibröz elemenlarında karışmasıyla hücreleri birbirinden ayıran ve normalde elastik olan  bölmeli konjoktiv dokunun da sertleşip elastikiyetini kaybetmesine ve güçlenmesine neden olur.Sertleşmiş bu bölmeler arasında gittikçe artarak sıkışan adiposit dediğimiz yağ hücreleride işte sellülitde görmeye alışkın olduğumuz tipik  portakal kabuğu görünümündeki cilt deformasyonlarına  ve tedavisi iyice güçleşen "fibröz sellülit"'e yol açar.

Yukarıda bahsi geçen Mikrosirkulatuar ünitedeki damarlarda meydana gelen vazokonstriksiyon ,otonom sinir sisteminin artan sempatik aktivasyonu ve bunun mikrosirkulatuar ünitede yer alan ? veß reseptörler vasıtası ile damar duvarına iletilmesi ile mekanoreseptörler üzerindeki artan basınç etkisinden ve bununda vazokonstriksiyonu daha da artırmasından kaynaklanmaktadır.İşte tedavide  kullandığımız vakumterapi (Depressomasaj=vakummasaj) sistematik bir şekilde yapılarak hem yarattığı vakumla mekanoreseptörler üzerindeki bu basıncı azaltıp hemde pulsatif yani aralıklı vakum fonksiyonu(0,6-0,7 saniye ) ile sempatolitik etki(damar daralmasına sebep olan sempatik sinir sistemi aktivasyonunu engelleme) yaratır.Böylece  mikrosirkülasyon ile kan dolaşımı ve lenf dolaşımı artırılmış ve bu sayede de yağların genel dolaşıma katılımı sağlanmış olur.


Selülit tedavisinde kullanılan bir diğer sistem olan "KARBOKSİTERAPİ SİSTEMİDE" yine esas etki olarak bu mikrosirkülasyon ve lenf dolaşımını artırarak etki göstermektedir.Karboksiterapi bunun dışında CO2( karbondioksit) gazının  yağları direk parçalayıcı etkisinin yanında , yaratmış olduğu" bohr etkisi" ile bölgesel doku metabolizmasını ve oksijen kullanımını da artırarak sellülitde çok yönlü tedavi imkanı sağlamaktadır.
 
SELLÜLİT OLUŞUMUNDA ANA MEKANİZMANIN AÇIKLANDIĞI MİKROSİRKULATUAR ÜNİTE

SELÜLİTİN BAŞLICA NEDENLERİ NELERDİR
1-Aktivite yetersizlikleri
2-Geçirilmiş ameliyatlar
3-Yalnış beslenme
4-Hormonal nedenler
5-Kalıtımsal(Ailevi) nedenler
6-Dolaşım bozuklukları
7-Hipotiroidi(Tiroid bezi fonksiyon yetersizliği)
8-Kronik(Müzmin kabızlık)
9-Doğum kontrol hapı kullanımı
10-Karaciğer disfonksiyonu
11-Ruhsal problemler
12-Fazla alkol alımı
13-Gebelik(Hormonal ve mekanik etki)

Selülüt özellikle hanımlarda vücudun hareketinin az olduğu bölgelerde meydana gelir.Sıklıkla popo,basen,koltukaltı yan alt kesimleri,üst koldış arka kesimleri,sırt alt kesimlerinde yerleşmektedir.Erkeklerde çok sık görülmesede genellikle karın ön alt ve bel bölgesinin yan kesimlerinde yerleşim göstermektedir.
Selülitler başlangıçta yumuşak bir doku özelliğine sahiptir ki bu selülitlere soft selülit adı verilir.Zaman içinde selülitler daha da gelişerek yer yer sertlikler oluştururlarki ,bir el cilt üzerinde gezdirildiğinde el altında nodüler sertlikler halinde hissedilirler,bu selülitlerede nodüler selülit adı verilir.Selülitlerin daha da ilerlemesi ile  ciltde hissedilen nodüler sertlikler daha yaygın, daha sert hale gelirki bunada fibröz selülit adı verilir.
Soft selülitler daha çabuk tedavi edilirken nodüler selülitler daha geç tedavi edilirler.Fibröz selülitler ise tedavilere daha yavaş ve geç cevap verirler.
Selülitler bu sınıflama dışında ayrıca klinik görünümlerine görede derecelendirilirler;
Stage 0 :Gözle görülür selülit yoktur.Cilt basısı ve palpasyonla görülmez
Stage 1 :Ayakta ve hasta uzandığında gözle görülür selülit yoktur.Cİlt basısı ve palpasyonla görülür.
Stage 2  :Ayakta görülür,hasta uzandığında görülmez.
Stage 3  :Ayakta ve hasta uzandığında görülür


İNSAN VÜCUDUNDA DOLAŞAN LENF SIVISININ DÖKÜLDÜĞÜ LENF DÜĞÜMLERİNİ VE
LENF SIVISININ AKIŞ YÖNLERİNİ GÖSTEREN ŞEMA
    
    Selülit tedavisinde uygulanan vakumterapi işlemi esnasında yapılan tıbbi sistematik masaj ile  öncelikle işte bu görülen lenf düğümlerinin her biri pulsatif şekilde uyarılarak buralarda olabilecek blokajlar çözüldükten sonra pulsatif(aralıklı) derin reflex masaj moduyla tüm vücuttaki muskulocutanöz reflexler uyarılır.Ardından tabloda görülen lenf akış yönlerine uyacak şekilde yapılan lenf drenajı ile lenf akışı eski normal işleyişine kavuşturulmuş böylecede aktif drenaj gerçekleştirilerek büyük oranda lenf sıvısı ile taşınan yağların dokulardan genel dolaşıma yağ asiti şeklinde katılmaları sağlanmış olur.Bu tedavinin etkinliği için kan akımınında daha effektif ve işlevsel olabilmesi gerekmektedir. İşte bu dokulardan serbestleşen yağın daha etkili bir şekilde kanla taşınabilmesi için kanın akışkanlığının ve hacminin  artırılması büyük önem taşımaktadır.Bunun olabilmesi içinde mutlaka tüm selülit veya zayıflama tedavi programları süresince ve özellikle yine karboksiterapi yapılırken bol su içilmesinin (günlük alınan total miktara ilaveten en az 1 litre yada 5-8 bardak daha su) ve egzersizin gerekliliği ortaya çıkmaktadır.Günlük düzenli yapılan ve kalp atım hızını maximum atım hızının %60- 70 'ine kadar artıracak aerobik egzersizin kan hacmini normalin % 10 una kadar artırdığı bilinmektedir.Artan kan volümüde artmış akışkanlık ve artmış kan akımı anlamına gelmektedir.Maximum kalp atım hızı 220 sayısından yaş'ın çıkarılması ile bulunur:örneğin, kalp,şeker hastalığı yada yüksek tansiyon gibi bilinen herhangi bir hastalığı olmayan   35 yaşındaki sağlıklı bir kişinin maximum kalp atım hızı dakikada 220-33=187 olarak hesaplanabilir.İyi bir aerobik egzersiz ve genel sağlık için için kalp atım hızının maximumun %60-70'ine kadar artırılması yeterli olmaktadır.Yani bir örnek verecek olursak maximum kalp atım hızı 187 olan 33 yaşındaki bir kişinin etkili bir aerobik egzersiz yapıyor olabilmesi için en az;187 rakamının % 70' i olan 130/dakika  rakamına kadar kalp atım hızını çıkarmış olması gerekmektedir.Aerobik egzersizlerin kalp atım hızı üzerine ve yağların yakılmasındaki etkinliğinin tartışılmazlığının yanında ;selüliti olan kişilerin bölgesel kas gruplarınıda şekillendirici ve güçlendirici,aynı zamanda muskulocutanöz pompaları aktif hale getirici strechıng tarzı egzersizleride bu programa dahil etmeleri çok daha yararlı olacaktır.
    Selülit genellikle  bölgesel yada genel yağlanma problemi ile beraber görülmektedir.Çünkü selülitte temel hadise  lenf sıvısının akışındaki yavaşlama olduğundan ilk olarak lenf sıvısı içerisindeki yağlar hücrelerarası mesafede birikerek hücre faaliyetlerinin  ve metabolik hareketlerin yavaşlamasına neden olurlar.
    Hücrelerarası kapiller sistem  biriken yağlar nedeni ile fonksiyon kaybına uğrayacağından  sentezlenen yağlar sentez alanında birikerek genel veya lokal yağlanmaya neden olurlar.
    Selülitler zaman içerisinde yağ birikiminde ilavesi ile her geçen gün tedavisi zor bir hal almaya başlar.Selülit gelişimi ve yağ birikimi sonucunda dokulardaki faaliyetler zaman içerisinde bozulmaya başlar.Adale ve eklem fonksiyonlarında azalma,sırt ve bel ağrıları,şişmanlık,çabuk yorulma,organlarda kısmi fonksiyon kayıpları,varisler,ciltte deformasyonlar,doku sarkmaları,ciltte çatlaklar ve kişinin psikososyal yapısında bozulmalar meydana gelir.
    Selülit bir hastalık olarak kabul edildiğine göre oluşmasını engellemeye yönelik tüm önlemlerin alınması ve gerekli tedavinin yapılması gerekmektedir.
    Selülitte öncelikle koruyucu yaklaşımlar yaşamın her evresine monte edilmelidir.Öncelikle günlük genel egzersizlerin yapılması yada hergün minimum 30 dakika tempolu yürüyüş çok önemlidir.Yüksek kalorili,yağlı ve şeker içeriği yüksek gıdalardan kaçınılması gerekmektedir.
    Bol su içilmesi ve kafeinli içeceklerden kaçınılması,doğum kontrol haplarının kullanımından kaçınılmasıda selülit gelişimini azaltmaktadır.
    Yumuşak hareketlerle kalbe doğru uygulanan sıvazlayıcı masajların yapılmasıda selülitin önlenmesinde yararlıdır.Ayrıca lenfatik dolaşımı aktive eden özellikle yabani sarmaşık özlerini ihtiva eden anti selülit ürünlerin cilde yedirilmesi selülit gelişiminin önlenmesinde çok yararlıdır.
    Erkan dönemde selülitler gözle farkedilmezler ancak cilt başparmak ile işaret parmağı arasına sıkıştırıldığında ciltte pürüzler farkedilirki  bu dönemde kişinin kendi kendisine yapacağı uygulamalar ve alacağı önlamler ile kişi sorunu giderebilir.
    Cilde bakıldığında hemen göze çarpan bir pürüzlenme halinde kişinin kendi kendine yapacağı uygulamalar yanında mutlaka klinik bir terapi programının uygulanması tedaviye giden yolu açar.Selülitin klinik tedavisinde birçok kozmetoestetik yöntemler kullanılmaktadır ve bu yöntemlerin geliştirilmesi, ile hastalar hergeçen gün daha hızlı şekilde tedavi olabilmektedirler.

SELÜLİTDE TEDAVİ YÖNTEMLERİ
VAKUMTERAPİ(= DEPRESSOMASAJ ;VAKUMMASAJ)

Bugün için selülit tedavisinde en erken tedavi seçeneğini sunan yöntemdir.Reflexoloji mantığı ile tasarlanmış olan tedavi sistemi cilt derinliklerindeki bozulmuş muskulokutanöz reflexleri aktive eder.Bu yüzden de günümüzde bizim ülkemiz hariç Avrupa birliği ülkelerinde geçerli bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmiştir.
Reflexoterapide dokulara özel bir vakum şekli,özel frekanslarla ve başlıklarla uygulanmaktadır.Bu tedavi şekli hızlı seçenek olmasının dışında son derece vücudu rahatlatıcı ve keyif verici bir sistemdir.
KARBOKSİTERAPİ
Metodlu ve kontrollü parametrelerle karbondioksit gazının intradermal (Cilt içi) ve subdermal (ciltaltı) olarak pompalanması ile gerçekleştirilen bir tedavidir.Ülkemizde yeni tanınmasına rağmen yaklaşık olarak 7 yıldır USA veAvrupa ülkelerinde,Uzak Doğu ülkelerinde kullanılmaktadır.Cildin vazodilatasyonunu(damar genişlemesini) geliştirerek,bu etki üzerinde lipoliz(yağların parçalanması),tonifikasyon(sıkılaşma),patolojik telanjiektazilerde azalma(Kılcal damar ve küçük damar genişlemeleri),lenfatik sirkülasyonda artma,rejeneratif etki ile kollojen ve elastin(cildin destek dokuları)   sentezinde artma skar(yara izi) formasyonunda reorganizasyon (yeniden yapılanma) gerçekleştirmektedir.Karboksiterapi genel olarak 3 ila 4 günde bir yapılırken selülit tedavisi söz konusu olduğunda gün aşırı yapılmalıdır.
Selülit dışında kulanıldığı yerler şöyle sıralanabilir;
*Kırışıklıklar
*Sarkmalar
*Elastikiyet kayıpları
*Bölgesel yağ fazlalıkları
*Bacaklardaki venöz genişlemeler
*Skarlar(yara izleri)
*Strialar(çatlaklar)
Uygulama protokolü;
Karboksiterapi + Biomezoterapi + Kozmetik destek
Karboksiterapinin diğer benzeri yöntemlere avantajları nelerdir?
*Son derece etkili ve naturel terapi seçeneği sunar.
*Uygulaması son derece kolay, minimal acı ve ekonomiktir.
*Klasik mezoterapide kişiye özgü reçetelerle oluşturulan hipoefektif tedaviprotokollerinin sonuçlarına göre mukayese edilemeyecek ölçüde yüksek başarı sağlamaktadır ve biomezoterapi sayesinde de carboksiterapide cildin fonksiyonlarının uyarılmasının ardından cildin ihtiyacı olan destek ürünleri(vitaminler,proteinler,mineraller,enzimler,coenzimler,kollojen,elastin vb)cilde verilerek etki büyütülmektedir.
*Uygulamadaki acı son derece minimal olmakla birlikte cilde enjekte edilen CO2 ve diğer biomezoterapi destek ürünlerinin  toksikasyonu mevcut değildir.Ayrıca uygulama yerlerinde lipaz/adrenalin vs.içeren mezoterapilere bağlı oluşan çukurlar- deformasyonlar da oluşmamaktadır.
*Karboksiterapi ve biomezoterapi kombinasyonu cilt ve cilt altındaki konnektif dokuları güçlendirdiğinden dolayı cildin deformasyonlarında daha kalıcı,daha naturel ve daha sağlıklı bir çözüm sağlamaktadır.Ayrıca herkese,her yaşta yapılabilmektedir.
      
ELEKTROTERAPİ
Cilt,ciltaltı ve derin adale gruplarının yüksek frekanslı elektriksel uyarılarla aktive edilmesi esasına dayanmaktadır.Özellikle adale gruplarının aktivasyonu ile muskulovenöz pompalar aktif hale getirilir ve dokulardaki lenfatik blok ortadan kaldırılır,ayrıca elektrolipolize özel elektriksel uyarı çeşitleriylede yağların mobilizasyonu sağlanabilir.Ayrıca uygulama alanlarındaki toplayıcı sisteminde aktivasyonu ile dokulardaki oksijenlenmede rölatif bir artış olacaktır ve yağların harcanması hızlanmış olacaktır.
Zayıflama terapileri içinde kalori harcatan tek tedavi şekli olmasıylada elektroterapinin ayrı ve vazgeçilmez bir yeri vardır.Dolayısıyla zayıflama paketlerinde her seans da mutlaka olması gereken bir uygulamadır.Elektroterapi genel bir kural olarak 48 saat ara verilerek yapılır ve tedavi paketlerinde en azından 15 seans yapılmalıdır.Tedaviye ara verilmesi zorunluluğu doğarsa bu 1 haftayı geçmemeli,kişi bu arada mutlaka en azından egzersizlerine devam etmeli ve açığı bu şekilde kapatmaya çalışmalıdır.
Elektroterapilerde doz kişiye göre ayrlanmalıdır.Tedavi toleransı kişiden kişiye çok değişmektedir.Adalelere gücünden fazla yüklenmek laktik asit birikimine ve sonrasında da ağrıya neden olabileceğinden doz  ve süre her seansda kademe kademe ve yine kişinin tolere edebileceği ve adalede şiddetli kasılma ve ağrı yaratmayacak şekilde ayarlanmalıdır.Tedavi ilerledikçe daha yüksek akımın verildiği mastır programlarına geçilebilir ve buda tedavi etkinliğini artırır.
Elektroterapinin yapılmasının sakıncalı olduğu durumlar nelerdir?
*Prevariköz değişiklikler  *Tümöral hadiseler  *osteoporoz(kemik erimesi)  *kanama diatezleri  *Gebelik *menstürasyon  *epilepsi *kalp pili olan kişiler  *ion dengesizliği olanlar.
 
PRESSOTERAPİ
Göğüs bölgesinden aşağıya doğru,ayağıda içerisine alan pnömatik bir hava tulumu ile vücuda uygulanan bir yöntemdir.Terapi uygulamaya yarayan hava tulumu veya pnömayik bot vücut dinamiği dikkate alınarakdonatılmış özel programlar ile çalışmaktadır.
Pressoterapi ile uygulama yapılan bacak,basen, popo ve diğer bölgelerde yavaşlamış lenfatik ve genel dolaşım normale döndürülür,dokulardaki birikmiş metabolitler ile doku aralarında birikmiş yağlar genel dolaşıma kavuşturulur.Dolaylı olarakda dokuların yenilenmesi sağlanır.

DERİN DALGA ISI YÖNTEMİ
Selülitli bölgelerin aşama aşama 42 dereceye kadar lokal olarak ısıtılması dokulardaki stazı ortadan kaldıracağı gibi dokulardaki bazal metabolizmayıda artıracaktır.Ayrıca dokuların aralıklı olarak ısıtılması dokuda vibrasyonel bir etki yaratacağından daha etkin terapi yapabilme imkanı sağlanmış olacaktır ve selülitler ilk seansdan itibaren azalmaya başlayacaktır.
    
ULTRASAUND TERAPİSİ
 Yüksek frekanslı ses dalgalarının cilde uygulanması ile doku derinliklerinde  ısınma sağlanır ve ısı etkisi ile aktif drenaj gerçekleştirilir.Ayrıca ses dalgalarının fasılalı dokuya gönderilmesi ile dokuda vibrasyon etkisi oluşur ve drenajın aktivasyonu sağlanır.
    
İNFRARED
İnfraruj ışınları dokuda derin ısınma sağlar ve derin ısınma etkisi ile gerek metaboizmanın belirgin artışı,gerekse kan dolaşımının artırılması ile lenfatik bloğun ortadan kaldırılması sağlanmış olur.Selülit ve zayıflama tedavisinde infraredler ile elktroterapilerin aynı anda kullanımı erken tedavi seçeneği sunar.
      
TERAPÖTİK YOSUNOTERAPİLER
Nem ve çeşitli oligoelementlerden zengin deniz yosunu  ürünlerinin cilde tatbik edilmesi ile cildin nemi artırılır ve dolaylı olarakda dokulardaki dolaşım artırılır.Ayrıca deniz yosunlarındaki çeşitli aktif maddelerin yağ metabolizmasını hızlandırıcı etkiside mevcuttur.

SERT VE YUMUŞAK MASAJLAR
Problemli bölgelere metodlu  yapılan masajlar selülit problemlerinin azaltılmasına büyük katkı sağlayabilir.Ayrıca masajın vücuda uygulanmasında hidromasajlarda etkin tedavi seçeneği sunacaktır.

EGZERSİZ,AEROBİK,FİTNESS VE YÜRÜYÜŞ
Vücut formunun şkillendirilmesinde adale gruplarını aktive edici hareketlerin yapılması çok yaralıdır.Selülit ve zayıflama programlarının başarıya ulaşmasında vücut aktivitelerinden yararlanılması gerekir.


 

 
 
 
ZİYARETÇİ DEFTERİ
OKU | YAZ
 
İLETİŞİM BİLGİLERİ
Çarşı Mah. Maraş Cad.
Maraş Apartmanı No:51 Kat:1 Daire:1
TRABZON/Merkez Postahane Karşısı
TEL: 0 (462) 321 55 51
info@flormed.com.tr
 
Tüm hakkı saklıdır 2005 © FLORMED